top of page

"Yaratıcılık" Kitabımı Herkese Açıyorum!

  • Mar 27
  • 2 min read

Beni takip ediyorsan, bu hikayeyi yıllar içerisinde birkaç kez duymuşsundur: "Sene 2002. Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Reklam ve Tanıtım Bölümü son sınıf öğrencisiyim. Bitirme tezim için bir konu seçmem ve üzerine çalışmam gerek..."



"Reklam yazmalıyım elbette... Ancak sonuçtan çok sebep var aklımda. Yani o müthiş reklamları ortaya çıkaran, sihirli dokunuş: Yaratıcılık.


Henüz sosyal medya ortada yok. İnternette blog sayısı yok denecek kadar az. Haliyle yaratıcılıkla ilgili kaynak bulmak, neredeyse imkansız. Doğru adres, basılı kitaplar ve kütüphaneler.


Bu işi üstlenmeli ve yaratıcılıkla ilgili tüm tanımları, kavramları, yaklaşımları içeren bir antoloji hazırlamalıyım diyorum kendi kendime. Fikrimi tez danışmanım olan Profesör ile paylaşıyor ve başlığımı açıklıyorum: Yaratıcılık. Sadece yaratıcılık.


Klasik ve çerçeveli düşünceye alışmış olan akademik çevre başlığımı çok genel buluyor. Benim tezin adı, en azından reddedilmesin diye İnsan Hayatında Yaratıcılığın Yeri ve Önemi oluyor.


Bu arada teze farklı bir bakış açısıyla, yaratıcılığı geliştiren egzersizler yerleştiriyorum. Aslında amacım alıştırmaların kendisinden çok, varlık sebebi: Yaratıcılık kas gibidir. Doğru çalışmalarla geliştirilebilir.


Tez tamamlanıyor, akademik jüriye sunuluyor, onay alıyor ve ben okulu bitiriyorum. Sonra her tez gibi, üniversitenin tozlu raflarına kaldırılıyor. Ta ki 2007 yılına kadar.



Kavram bir iletişimci olarak benim ekmek teknem, aynı zamanda bireysel ilgi alanım olduğu için, kariyerim boyunca teze pek çok atıfta bulunuyorum. Egzersizleri sosyal medyada paylaşıyorum.


Hatta tezin bölümlerini açık kaynak olarak yayınlıyorum. Bunu fark eden ve çalışmanın kapsayıcılığını gören Reklam Yaratıcıları Derneği, 2007 yılında bana bir teklif ile geliyor: Tezini kitap haline getirelim ve yayınlayalım. Olduğu gibi.


İşte o zaman hak yerini buluyor. Benim tez, sadece Yaratıcılık başlığı ile kitap haline geliyor."



Kitabın bugün bir baskısı yok. Daha doğrusu tüm baskıları tükendi. Benim elimde bile olmayabilir; emin değilim. Zaten önemli olan vitrin yani baskının kendisi değil; içerisinde yer alanların çok kişiye... Mümkünse herkese ulaşması.


İşte bu nedenle tam 25 yıl önce kaleme alınmış yazı dosyasını buradan yayınlıyorum. İndirip inceleyebilir, kavramı daha yakında tanıyabilir, yaratıcılık egzersizlerini gündelik hayatına sokabilirsin.


Konuyu bugün tekrar kaleme alsam, bu metni çok daha farklı bir yere taşıyacağımdan eminim. Ama o zaman nostaljinin bir anlamı kalmaz değil mi...


Haydi keyifli okumalar.



 
 
 

Comments


bottom of page