• Onur Y.

Isaac da Kim? Hepimiz Birer Dahiyiz!

En son güncellendiği tarih: Ağu 23

Sizi İngiltere’deki Büyük Veba’dan, Türkiye’deki karantina günlerine doğru bir yolculuğa çıkarıyorum. Kemerinizi bağlayın. İçimizdeki dahilerle tanışmaya hazır olun!



Sene 1665. Büyük Veba Londra’yı esir alır. Salgının sonunda, 18 aydan kısa bir süre içinde Londra’da yaşayan her 4 kişiden 1’i hayatını kaybeder. Ölü sayısı 100.000’in üzerindedir.


Isaac o zaman 23 yaşındadır. Üniversiteyi yeni bitirmiştir. Şehirden uzaklaşması akılcıdır. Salgın başlar başlamaz, Cambridge’e 60 mil uzaklıktaki aile çiftliğine sığınır.


Burası şehirdeki kaostan uzak, sakin ve sessiz bir yerdir. Dünyadan izole olup, kafasında dönüp dolaşan düşüncelere odaklanabilecek, teorileri üzerinde çalışabilecektir.


Birinci 3 Ay: Kalkülüs

Karantinanın ilk 100 gününde matematik hesaplarıyla uğraşır. Ünlü matematikçiler Descartes ve Pierre de Fermat’ın çalışmalarını inceler. Eksiklerini bulur; önermelerindeki boşlukları yakalar. Evrensel denklemlerdeki dalgalanan miktarlara odaklanır. O zamana kadar çözülememiş işlemleri yanıtlar.


Çalışmasını zamana göre türev başlığı ile kaleme alır. Ve bugün kalkülüs olarak bilinen sistemi icat eder. Diferansiyel ve integral hesaplamaların temelini atar. Matematikte yeni bir çağın kapısını açar.


İkinci 3 Ay: Renk, Işık ve Spektrum

Tarihin en büyük keşiflerinden birini yapmıştır. Ancak durmaz ve devam eder. Prizma deneylerine başlar. Yeni odağı ışıktır.


Yatak odasının penceresinde küçük bir delik açar. Karşısına iki prizma yerleştirir. Saatlerce gözlem yapar. Renk yansımalarını inceler, açılarını hesaplar. O tarihe kadar, her rengin beyazdan çıktığı düşünülmektedir. Oysa O, beyazın tüm renklerin birleşimi olduğunu keşfeder. Bir teoriyi çürütmüş; yerine yenisini koymuştur. Devrimdir.


Takip Eden 6 Ay: Yer Çekimi

Isaac’ın aklı durmaz. Yeni fikirler peşindedir. Bir sonraki çalışma konusu bahçede uzanmış yatarken, kafasına ağaçtan bir elma düşünce belirir. (Hala gerçekliği tartışılır.)


Isaac kim şimdi anladınız sanırım. Zaten mevzunun hep magazin kısmını hatırlarız. Doğru… Genç Isaac, Isaac Newton’dur.


Elmayı düşüren kuvvetle, ayı havada ve dünyanın etrafında tutan gücün aynı şey olduğunu düşünür. Ardından aynı motivasyonla çalışmaya başlar. Öylesine komplike denklem ve işlemler yapar ki… Sadece yer çekimini (kütleçekim) değil; bugün hareket kanunu dediğimiz tüm formülleri ortaya çıkarır.


Karantina Sonrası

Isaac Newton 1 yıl boyunca karantinada kalır. 1667’de Londra’ya, Cambridge Üniversitesi’ne döner. Çalışmalarını genişletir ve dünyayla paylaşır. Matematik yeni bir boyuta geçmiştir. Optik bilimi yeniden tanımlanmıştır. Fizik denen çalışma alanı, yine Newton’un elinde şekillenmektedir.


Dahilerin düşünce şekillerini ilk kez 2002 yılında, sonradan kitap haline getirilecek “Yaratıcılık” başlıklı üniversite tezimi yazarken araştırmaya başladım. Dehalar o günden beri ilgi alanım. Einstein, Picasso, Tesla, Edison, Da Vinci… Daha nicesinin hayatını inceledim, çalışma rutinlerini analiz ettim, özel hayatlarını anlamaya çalıştım.


Kişisel favorim Da Vinci olsa da… Isaac Newton dâhiler sınıfının en verimli ve sonuç odaklı şahsıdır. Vebada tüm İngiltere karanlığa gömülmüşken, karantinada olmasına rağmen onun zihni parlamıştır. Buluşları çağı değiştirmiş, sonraki yüzyıllara ışık tutmuştur.


Newton modern bilimin babasıdır. Matematikçidir. Fizikçidir. Düşünür, astronom, din bilgini ve yazardır. Yaşarken şövalye ünvanıyla ödüllendirilmiş, soylu olmamasına rağmen öldükten sonra kraliyet mezarlığına defnedilmiştir.

Şimdi Gelelim Bizim Newtonlar’a

Bize haksızlık ediliyor. Vallahi billahi öyle.


Tamam, Newton karantinada bir şeyler icat etmiş... Kendince bilime katkıda bulunmuş. Ancak biz de hiç fena değiliz. Sadece İngiliz pasaportumuz yok. O yüzden ciddiye alınmıyoruz.


Gelin hatırlayalım… Toplumca karantinada olduğumuz sürede…

  • Instagram’da canlı yayın yapmayı keşfettik.

  • Yetinmedik, canlı konserler verdik.

  • Yeni filtreler bulduk. Dudak büzmeli selfielerimizi geliştirdik.

  • Netflix’i en iyi kullanan millet olduk. Çatır çatır dizi izledik.

  • Üstelik üyeliği de bypass ettik. Telifmiş, emeğe saygıymış kim takar… Dizibox’a abandık.

  • Karantina hafifleyip, maskeli gezmeler başlayınca yeni kullanım şekilleri icat ettik. Maskeyi alına, kola, kafa arkasına takarak devrim yaptık.

  • Dünyadaki tüm uzmanlar aman dikkat etmeye devam derken, Bodrum’a Çeşme’ye aktık. Plajları doldurduk. Kıç kıça güneşlendik. Koronanın after hour partilere giremeyeceğini ele güne ispat ettik.

  • Tamam Newton efendi yer çekimini bulmuş olabilir. Biz de ona karşı gelmeyi bulduk. Global günlük vaka sayısı 80.000 iken evde oturuyorduk. 280.000 olduğunda popomuzu yerden kestik. Virüs yokmuş gibi gezip durduk.

  • Yeni bir kavga türü geliştirdik. Beyefendi maskesiz binemezsiniz diyen otobüs şoförüne kafa attık. Mağazalarda olay çıkardık. AVM’leri birbirine kattık.

  • Korona kapmış kişiye hasta ziyaretine gittik. Az buz da değil, 30 kişi. Gidince bize de bulaşıyormuş, öğrenmiş olduk.

  • Mehmet emmi acaba Korona’dan mı gitti diye merak ettik. Tüm mahalle cenazesine gittik. Meğer ailesinde de varmış. Mahallece Korona olduk.

  • Düğün öncesi Korona olduk. İptal olur diye söylemedik. Düğünde Koronalı göbek attık. Göbek atsak bile bulaşıyormuş öğrenmiş olduk. Deney sonuçlarımızı dünyayla paylaştık.

Daha söylenecek çok şey, paylaşılacak çok buluş var ama lüzum yok. Dış güçler bunlar… Nasıl olsa bize ne şövalyelik verirler ne de mansiyon.


Şaka bir yana son 5 ayda anladım ki… Dış güçlere gerek yok. Bizi dünyada bir milim ileri götürmemek için, biz bize yeteriz. Nasıl olsa hepimiz birer dâhiyiz.


İroniyi kenara koyalım ve kendimize soralım. Lütfen verecek cevabın olsun ve beni utandır sevgili dostum. Darılmam aksine mutlu olurum.


Kendinle baş başa kaldığın onca günde… Devamında anormal normalleştiğimiz son dönemde… Şahsına, yakın çevrene, çalışma şekline, işine, sektöre ve ülkene katkı sağlayacak ne keşfettin?


#covid19 #dahiler #keşif









1,307 görüntüleme
Ara sıra zihin açan mesajlar almaya ne dersin? 

© 2019 Tüm içeriklerin görsel ve yazılı hakkı Onur Yanık'a aittir.